E-Bülten

Anket




Sözlük

Döviz

1 $ = 3,90 TL
1 € = 4,59 TL
965426 Ziyaretçi

Meme Kanseri

Meme kanseri nedir?

Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünmesi ve çoğalmasıdır.

Meme kanseri belirtileri nelerdir?

  • Memede ele hareketsiz, sert, ağrısız kitle      gelmesi
  • Meme başından kanlı akıntı gelmesi
  • Meme başında çekilme
  • Meme derisi üzerinde çekilme
  • Memede ödem, büyüme, kızarıklık
  • Meme derisinde portakal kabuğu görünümü
  • Meme başında iyileşmeyen yaralar

Risk faktörleri nelerdir?

  • Cinsiyet (Kadınlarda daha sık görülür)
  • Yaş (45-65 yaş arası)
  • Genetik (Anne, teyze, kızkardeşler)... BRCA1 ve BRCA 2 testleri

Göreceli risk faktörleri

  • Çevresel etkenler (Sigara, alkol, kanserojen maddelere maruz kalma vb.)
  • Adet görme (12 yaşın altında)
  • Menopoz yaşı (50 yaşın üstünde)
  • İlk doğum yaşı (35 yaşın üstünde)
  • Obezite

Tarama yöntemleri

  • Kendi kendine meme muayenesi (20 yaşından sonra      düzenli olarak her ay)
  • Doktor muayenesi (20-40 Yaş arasında 3 yılda bir, 40 Yaşın üstünde her yıl)
  • Mammografi (40 Yaşın üstünde risk faktörü de varsa her yıl)

Kendi kendine meme muayenesi

Kendi kendine meme muayenesi memenin tüm dokularının elle muayene edilmesi ve gözlenmesidir. Normal koşullarda tüm kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Meme muayenesi için memelerin hassas olmadığı, adetin başlangıcından sonraki 6-8. günler en uygun zamandır. Menopoz dönemindeki kadınlar her ayın sabit bir günü (her ayın 1. ya da 5. günü gibi) kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Kendi kendine meme muayenesi yapan bir kadın kısa süre içerisinde kendi meme dokusunu tanıyacak ve memesinde gelişen bir anormalliği hemen farkedecektir. Meme muayenesinde saptanan her kitle kanser olmamakla birlikte saptandığında hekime başvurulması gerekir.

Elle meme muayenesi

  1. Bir aynanın önünde durarak meme başından akıntı, çekinti, memede çukurlaşma, buruşma ya da kabuklaşma gibi normal dışı bir durum olup olmadığına bakın.
  2. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin ve başınızı öne doğru iterek kasların gerilmesini sağlayın. Bu sürede aynaya bakarak normal dışı bir durum olup olmadığını inceleyin.
  3. Sonra ellerinizi belinize doğru kuvvetlice bastırın. Öne doğru hafifçe eğilin, omzunuzu ve dirseklerinizi öne doğru itin. Bir önceki şıkta ve şimdi yaptığınız hareket memenin boyutlarında ve biçiminde bir değişme olup olmadığını gösterir. Bunu yaparken göğüs kaslarının gerilmiş olması gerekir.
  4. Sol omuzunuzu kaldırın. Sağ elinizin üçüncü ve dördüncü parmakları ile bastırarak dış uçtan bağlayıp meme üzerinde küçük daireler yapacak biçimde bütün memeyi, meme ile koltuk altı arasındaki bölgeyi inceleyin. Aynı işlemleri sırayla diğer memenize de uygulayın.
  5. Memenizin başını nazikçe sıkın ve bir akıntı gelip gelmediğine dikkat edin. Aynı işlemleri sırayla diğer memenize de uygulayın.
  6. Sırt üstü yatın, sol kolunuzu başınızın üstüne doğru getirin, sol omuz altına ufak bir yastık ya da bükülmüş havlu koyun. Bu şekilde yatış, incelemeyi kolaylaştırır. Dördüncü ve beşinci şıkta olduğu gibi, dairesel hareketlerle bütün memenizi parmaklarınızın ucu ile hissedin.

MEME KANSERİ Sık Sorulan Sorular ve yanlışlar

Memedeki bir kitle her zaman kanser olduğunu gösterir??.

Bu yanlıştır. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle farkeden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemelidir. Ama her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlıştır. Kitlenin kanser olup olmadığı ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılacaktır. Eğer kanser şüphesi varsa tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebilecektir.

Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur??.

Bu da tamamen yanlış bir düşüncedir. Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor. Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı,aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazladır. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değildir.

Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler?

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça bazı ortak özellikleri vardır. Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlıdır. Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.

Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmaz mısınız ?

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5-8’ini oluşturur. Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak,sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur. Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.

Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur mu ?

Bu da oldukça yanlış bir inanıştır. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanserdir. Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabilmektedir. Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kesin kanıt bulunmuyor. Bununla birlikte eğer meme kanseri veya şüpheli bir durum tespit edilmişse bu ilaçların kullanılmaması gerekir; yani bu ilaçlar meme kanseri oluşturmasa da bir şekilde meydana gelmiş olan meme kanserinin ilerleme hızını etkileyebilir.

Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir??.

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi doğru bir yöntemdir. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5-10 dakika ile memelerini muayene etmelerini ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmasını istiyoruz. Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değildir. Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile  uzmanının yapacağı muayenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle muayene ile tanı koyamayıp tekkiklerle ancak daha erken devrede tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var. Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mammografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.

Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok?

Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir. Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.

Erkekler meme kanseri olmaz?.

Bu da yanlış bir inanıştır. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkektir. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülmektedir. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalıdırlar.

Meme kanseri olanların hepsi ameliyatta memesini kaybeder??.

Yanliş. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla memeyi koruyabiliyoruz. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor. Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mammografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor. Bu bedel de radyoterapi . Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz. Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.

Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz??.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırmaktadır. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir. Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez. Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.

Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar??.

Yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekildegeri gelebilir. Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur. Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden karşı memeden de meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir. Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.

Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer??.

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz. Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz. Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor. Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz. Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz. Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.

Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir??.

Artık bir çok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz. Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkındanöteye gitmiyor. Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.

Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür?

Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir. Hatta cerrrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür. Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.

 Dünyada her üç dakikada, bir kadına yeni meme kanseri tanısı konuluyor. Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu şüphelenilerek kendi kendine meme muayenesi sayesinde belirleniyor. Bununla birlikte elle muayenede, bu muayeneyi hasta ya da doktor yapsa bile, bir anormallik tespit ettiğimizde hastalık ilerlemiş olabilir. Bu yüzden:
yeni teknolojilerle dijital mammografi, ultrason, MR, tomosentez gibi yöntemler de bize erken teşhiste büyük avantajlar sağlamaktadır.